Son zamanlarda izlediğim en iyi Türk dizilerinden biri. 2024 bitmede
yıla damgasını vurdu bence. Yönetmen koltuğunda Selçuk Aydemir var. Selçuk Aydemir ; Çalgı Çengi, İşler Güçler , Kardeş Payı ve Düğün Dernek’in de yönetmeni. 10 bölümden oluşan dizide ana tema gassal ve buna bağlı olarak ölüm metaforu. Komedi unsurları bulunsa da dizinin temasının önüne geçmiyor. Ki bu tema üzerine sayfalarca yazılacak çok şey var.
Modern günlük desek yeridir. Biraz kitap, biraz film, biraz buhranlı günler, biraz da anılar…
29 Aralık 2024 Pazar
GASSAL
21 Aralık 2024 Cumartesi
Bi’ miktar espresso
10 Aralık 2024 Salı
Sabah Uyanmaları
6 Aralık 2024 Cuma
Bir Hafta Daha Bitti.
Bir haftanın sonuna geldik. Kısa bir yazı yazmak için ayırdım kendime 10-20 dakika. Sonra uyku moduna geçeceğim.
Bu hafta iş yerinde ekstra bir iş için yoğun çalıştım. Bunun daimini ister misin dediler, dedim ekstra işin ekstra ücreti nedir? Cevap 150,00₺ . Yanlış okumadınız, yüz elli lira. Kalsın, gerek yok dedim. Bazı şeylerin değeri bilinmiyor ve karşılığı yok gibi. Ama bu denli de olduğunu tahmin edemezdim.
Netflix’te uzun zamandır keyifle izlediğim bir dizi çıkmamıştı tâ ki When The Phone Rings çıkana kadar. Eşimle izliyoruz. YKlasik Netflix tadında değil. Ailecek izlenir. Ama gel gör ki 5.bölümü bugün, 6.bölümü yarın yayınlayacaktı; olmadı. Malum Güney Kore’de yaşananlardan ötürü, haftaya yayınlanacakmış. Bu bir miktar üzdü.
4 Aralık 2024 Çarşamba
Kişisel Blog Yazıları #6: Stefan Zweig’ın Rahel Tanrı’yla Hesaplaşıyor’a Bir Bakış
Rahel Tanrı’yla Hesaplaşıyor’da Zweig, Rahel ve Yakup’un Eski Ahit’teki hikayelerini yeniden yorumlayarak, insanın günah, pişmanlık ve affetme gibi evrensel temaları ele alıyor. Romanın en çarpıcı yönlerinden biri, Rahel’in geçmişindeki bir cinayetin vicdanında yarattığı derin izleri ve bu izlerin onu yaşam boyu takip etmesini anlatışı.
Bu romanda aklımda kalan başlıca temalar şunlar:
* Vicdanın Sesi: Rahel, işlediği cinayetin ağırlığı altında ezilirken, vicdanının sesini sürekli olarak duyar. Bu durum, insanın kendi iç dünyasıyla olan mücadelesini gözler önüne seriyor.
* Affetme ve Bağışlanma: Rahel, işlediği suçu affettirmek için çabalarken, aynı zamanda kendi kendisini affetmeye çalışır. Bu arayış, insanın en temel ihtiyaçlarından biri olan bağışlanma ihtiyacını vurgular.
* Varoluşun Anlamı: Roman, Rahel’in yaşamının anlamını sorgulaması ve bu sorgulama sürecindeki içsel dönüşümünü anlatır. Bu durum, insanın varoluşsal sorgulamalarına ve yaşamın anlamını bulma çabasına dair derinlemesine bir inceleme sunar
Romanın en etkileyici yönlerinden biri, Zweig’ın psikolojik derinliği. Yazar, karakterlerin iç dünyalarını o kadar başarılı bir şekilde yansıtıyor ki, okur kendini onların yerine koyarak onların duygularını ve düşüncelerini yaşayabiliyor.
Sonuç olarak, Rahel Tanrıyla Hesaplaşıyor, Stefan Zweig’ın ustalıklı kaleminden çıkmış, insanın iç dünyasına ve varoluşsal sorgulamalara dair derinlemesine bir inceleme sunan etkileyici bir roman.
28 Kasım 2024 Perşembe
Kişisel Blog Yazıları #5: Yoğunluk ve Yorgunluk Bir Arada & GS MAÇI VAR
• Kırmızı elbise giyen adama ne denir? -Albay
• İneğiin en sevmediği element nedir? -Azot
• Bekar olan nasıl yaşar? -Eşsiz yaşar
27 Kasım 2024 Çarşamba
Kişisel Blog Yazıları #4: İnsan otuz beşinden sonra değişir mi?
İnsan otuz beşinden sonra değişir mi? Mesela sabahları kalkarken dinç kalkar mı? Hatta gün ışırken kalkar mı? Tam anlamıyla dengeli beslenir mi? Sporu hayatına dahil edebilir mi? Rafine zevkleri oluşur mu? Çiçek bakmayı becerir mi? Misal otuz beşinden sonra yabancı dil öğrenir mi? Kendisine bir kütüphane inşa edebilir mi?
Otuz beşinden sonra hayır diyebilir mi insan? Öğrenebilir mi bunu? Velhâsıl insan otuz beşinden sonra yaşar mı?
24 Kasım 2024 Pazar
Kişisel Blog Yazıları #3: Merhabalar
Son zamanlarda zaman yönetimine kafayı takmış bulunmaktayım. İlk aşamada neyin nelerin zamanımı aldığını daha doğrusu çaldığını düşünür oldum.
Telefon kullanımının bendeki etkisi çok fazla. Telefondan kasıt tabi ki sosyal medya kullanımı. Öyle çok paylaşım yaptığım da yok. Ama bir şeyler izlemeye ya da okumaya dair hipnotize olmuş gibiyim.
Ama son zamanlarda bir farkındalık geldi. Azaltmam gerektiği yönünde. Bir zamanlar buralara uğradığımda instagram ve twitter'da zaman harcamıyordum. Şimdi yine aynısını yapacağım. Hem zaman geçirmeyi azaltmış hem de niteliğini değiştirmiş olurum bu sayede
Artık okuma alışkanlığımı kazandım. Uzmanlık (a kadro) sınavları yüzünden roman okumayı unutmuştum. Ama şimdi iş anlamında her şey rayına oturunca, peş peşe klasikleri okumaya başladım. Şuan elimde Rahel Tanrı’yla Hesaplaşıyor (Stefan Zweig) var. Yarısı bitti. Birkaç güne kalan kısmı da biter ve inceleme yazısı da gelir peşinden.
Kahve ile ilgili halen kafamda net bir karar yok. Tüketimini azaltacak mıyım, bir düzene koyacak mıyım, buna gerek var mı? Bilemiyorum. Kimisi bir fincandan ötesi zararlı kimisi dört kupaya kadar gider yolu. Halen araştırma peşindeyim. Nihayete erince buraya da yazarım.
Bu sezon Galatasaray maçlarına doyduk. Geçen iki sezon öyle güzel geçti ki, şimdi belki de Avrupa’da bir şeyler olur düşüncesindeyim. Haftalık maçlarını kaçırmamaya gayret ediyorum. Güzel saatler oluyor.
Ele alacağım son husus ise şu sağlıklı beslenme olayı. Bir türlü zihnimdeki şeyleri yaşamıma aksettiremedim. Doğal beslenmeden tutun dengeli beslenmeye kadar birçok şey var zihnimde ama nafile. Tatbik olmuyor hayatıma. Ama sürece evde yoğurt mayalayarak başlayacağımız birkaç gün sonra alacağım sütle. Ayrıca gazlı içecek belasına da bir çeki düzen vermek lazım. İçiyorum çok. Abur cubur yememek ve özellikle fastfood yeme alışkanlığını bırakmak konusunda var aklımda bir şeyler.
Şimdilik bu kadar sayın okuyucu. Hafta içi nasip olursa birkaç kelam için yine burada olurum. Hadi güzel bir hafta dileğiyle…
28 Ekim 2024 Pazartesi
Kişisel Blog Yazıları #2: Haftaya Başlarken
Pazar günü yazmayı planladığım yazıyı, rutin ev işleri sebebiyle yapamadım. Hanımla iş bölümü yaptık malum. Ve “perdelerin yıkayacağım” adı altında işi bana kitledi. Perde işini biz erkekler yapıyoruz , bu netlik kazansın.
Halil Cibran’ın Ermiş adlı kitabına giriş yaptım. Bu hafta bitiririm gibi. Ardından da zaten incelemesi yazısı yazarım. 21 Ekim 2024 Pazartesi
Kişisel Blog Yazıları #1: İlk Gönderi
Çok okunma gayesi ile instagram ve Twitter adreslerinde paylaşmıştım bazı yazılarımı. Hata imiş. Buraya rahat ve uzun bir yolda yürümek için, sadece burasının olması gerekirmiş. Ki bu tamamen benim şahsi görüşümdür. Aksini yapanlar vardır muhakkak.
Sabah erken kalkıyorum bir beyaz yakalı olduğumdan. Öğlen için sandviç hazırladım kendime. Her ne kadar iş yerinde yemek çıksa da, hem aralıklı oruç dedikleri iki öğünlü beslenmeden hem de çıkan yemeklerin yağlı olmasından ötürü böyle bir beslenme yapalım dedim. Sonucunu da görüyorum. Biz erkeklerin öyle kilo dertleri olmaz ama sağlık evvela. Sağ olsun büyüklerin genetik mirası öyle güzel olmayınca, kalp-damar meseleleri ayrı önem kazanıyor.
Bugün işe malumunuz geç gideceğim. Normalde 8de çıkıyorum ama ehliyet içim ASM’ye gideceğim. Ordan geçerim işe artık. Şimdi bloğun şeklini şemalini belirleme çabası.
KİŞİSEL BLOG YAZILARI #53: DEĞİŞİM
Sabah namazı sonrası, nedense buraya gelip yazasım geldi. Zaten epey ilgi ve merak konusunda düşme var buraya karşı. Oysaki ne kadar sakin b...
-
Pazartesi günü normalde, bol sendromlu 😩 servise geç kalan 🚌 uykulu bir halde olmam gerekiyordu. Ama öyle olmadı. Sabah namazından so...
-
Kesinlikle plansızlığı adet edinmişiz. Bir gelenek olmuş bizim için. Bir sokak düşünün kentsel dönüşün ayağına zamansız bir şekilde yıkıl...
-
Görüldüğü üzere işlerin beklemediği ektedir. Pazartesiymiş, sendrommuş nafile. Bismillah deyip koyulmak gerekiyor işlere.










