Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Kişisel Blog Yazıları #43: Düşünmemeyi Düşünmek !

En son yayınlar

Kişisel Blog Yazıları #42: Bloğa Çeki Düzen

 Bloğa çeki düzen verdim biraz.  www.yasamdanyazilarblog.com  adlı blog arkadaşından esinlenerek , yazı başlıklarına kaçıncı paylaşım olduğunu ekledim. Tema konusunda ise artık son kararım bu olsa gerek. Değiştirmek pek. Az biraz eklentiler kaldı , sayfa başlıkları ve etiketler gibi. Onları da yaptım mı kalmıyor geriye bir şey. Cuma günü Galatasaray ’ın Eyüpspor ile maçı vardı. Keyiflice izledim. Skor 5-1 . Ve ayrı keyif veren ise İcardi ’nin hat-trick yapması. Özlemişiz böyle performansını. Haftaya Avrupa maçı var, sabırsızlıkla bekliyoruz. Maç saati de öyle geç değil.  Epstein meselesi ile ilgili iki kelam etmek istiyorum ama bunu ayrı bir yazıda yazacağım. Zamanında doğu medeniyeti meselesi ele alınıyor ve sorunları dile getiriliyordu. Haklı yönleri vardı eleştirilerin. Ama batı medeniyetinin içler acısı hali, ahlaktan insanlıktan nasibi almamasını pek de konuşmadık. Buna dair iki kelam edeceğim. İşe yürüyerek gidiyordum son zamanlarda yaklaşıl 20 dk sürüyordu. Am...

Kişisel Blog Yazıları #41: Camideki Levhalar (Ali)

 

Kişisel Blog Yazıları #40: Sabah sabah yazmalar

    Telefonla bir şeylere uğraşmaya başladıkça, zamanımı katlettiğimi, düzenimin işlerliğini kaybettiğini ve zaman kaybı kadar değerli olan kendimle konuşma fırsatı bulamadığımı farkettim. Evet, kendimle konuşmuyor, eğriyi doğruyu tartma, plan program yapma gibi şeyleri düşünmüyor ve buna da zaten zaman bırakmıyor oluşumu acı olsa da farkettim.    Telefon bağımlılığının yaşı yokmuş. Benim gibi otuzunu geçen birilerinin de - belki de en çok bu yaş grubunda vardır, araştırırız bir ara- elinde telefon eksik olmazmış. Öyle sosyal medyalarda çok paylaşım yapan biri de olmama rağmen. Peki benim zamanımı ve kendimle konuşma fırsatını engelleyen telefonda ne yapıyorum?       Hiç.    Evet evet hiç. Twitter’da gündemi takip etmeler , hesaplara bakmalar, video izlemeler ya da aynısını instagramda yapmalar. Onun dışında pek de kayda değer bir şey yok. Öyle etkin ve verimli kullanım da değil. Hali hazırda bir fayda sağladığımı da görmedim.  ...

Kişisel Blog Yazıları #39: Gece Yarısı Kütüphanesi \ Matt Haig

Gece Yarısı Kütüphanesi , varoluşsal sorgulamalara ve insanın iç dünyasına derinlemesine yolculuk sunan bir roman niteliğinde olup başkarakter Nora Seed geçmişindeki pişmanlıklarla yüzleşerek varoluşsal bir hesaplaşma içerisine giriyor. Gece Yarısı Kütüphanesi’nde Matt Haig , alternatif yaşamlar fikri üzerinden insanın seçimlerinin hayat üzerindeki etkisini yeniden yorumlayarak, pişmanlık, umut ve anlam arayışı gibi evrensel temaları ele alıyor. Romanın en çarpıcı yönlerinden biri, Nora’nın farklı hayatları deneyimledikçe kendi yaşamına dair bakış açısının dönüşmesini ve yaşamanın değerini yeniden keşfetmesini anlatışı. Bu romanda aklımda kalan başlıca temalar şunlar: Pişmanlık ve Keşkeler : Nora, geçmişte verdiği kararların sonuçlarını farklı hayatlar aracılığıyla deneyimlerken, pişmanlık duygusunun insan zihninde yarattığı yük ve içsel çatışma açık biçimde ortaya konuluyor. Hayatın Anlamı : Nora, kusursuz bir yaşam arayışı içindeyken zamanla sıradan anların ve küçük mutlulukların de...

Kişisel Blog Yazıları #38: Bir musibet bin nasihattan iyi midir?

 Başlığa cevap veriyorum ; evet iyidir. Çünkü biz insanlar pek de iyi şeylere , kendime fayda sağlayacak sözlere kulak asmıyoruz. Ama ne yazıkki gelince başa bir şeyler ; kafa dank ediyor. Çeki düzen vermeye, yanlışı doğru yapmak için gayret göstermeye başlıyorsun. Oysaki en başka verilse kulak, yıpranmalar, keşkeler olmayacak. Ama namümkün. İlla bazı musibetler bizi bulacak. Ee buldu da. 2025in ikinci yarısının başında yaşanlar ile bu yılın ilk ayında yaşanlar birer musibet biraz elem keder minvalinde oldu. Ama sonrasına bakınca şer gibi görünenin bizim için hayır olduğunu gördük. Son yaşadıklarımdan da bazı dersler alınmış, alınan dersin notları yazılmıştır. Demek benim de bu hayatta tecrübe kazanma şeklim; gözlemden veya nasihattan değil bizatihi yaşamaktan geçiyormuş. Biraz maliyeti yüksek dersler bunlar. Ne diyelim, Allah beterinden saklasın. 

Kişisel Blog Yazıları #37:

 Halen, ezan okunur okunmaz vakit namazlarına hazır ve nazır olma durumunu geciktiriyorum. Erteleme öteleme desem değil ama dakik olma durumu da yok ne yazık ki ! Genel bir erteleme huyum var sanki (baş etmeye çalışıyorum.)  ama bunun namazda da geçerli olduğunu düşünmüyorum. Düşünmek istemiyorum. Bir kaç podcast dinledim erteleme ile ilgili ama doyurucu olmadı. Çözmek lazım bu alışkanlığı.