19 Ocak 2025 Pazar

İnsanoğlu Kuş Misali


 Büyüklerin dediğini tatbik ettiğimi iddia ediyor dün nerede bugünse nerede uyandığımı, dün uyandığımda kahvaltıyı beklerken bugünse işe gitmek için servis beklediğim halleri göz önüne alıyorum. Gideyim bir simit alayım. Kahvaltımı günler sonra böyle yapayım.

⬅️ bu nasıl sabah? 

18 Ocak 2025 Cumartesi

Hayatımdaki Cepheler

 Yeni yıla girmenin akabinde Ankara’ya -altı aydır gelmiyordum- gitmenin zamanı deyip geldik eşimle. Geniş ailelerin burada olması muhakkak temel faktörlerden biridir ama Ankara’yı özlediğimizi fazlasıyla hissettik. Zaten her yerde Ankara güzelleşmesi yapıyorken bir de burada , bu hususa değinmemek olmaz değil mi? Yok yok. Bu kadar Ankara atıfı yeter. Çünkü bizlere de zor oluyor. Her defasında Ankara sonrası İstanbul’a dönmek. Ama ne demişler, doğduğun yer değil doyduğun yer. Biz de şimdilik burada doyuyoruz.

  Yeni yıl geldi. İşler hafifledi. İş yerindeki kaosun her ne kadar şekli değilse de bu da yetti bana. Yönetim kadrosundaki değişimlerden ziyade işbazlı yüklerimin hafiflemesine odaklanıyorum . Bu da o kadar sorun teşkil etmiyor. 

  Malum gerekli muhasebe yapıldı. Hedefler koyuldu. Önceki yazılarda da yer verdik. Ama dikiş tutmadı, devamlılık sağlanmadı. Kopmadım, yarıda bırakmadım. Ama istediğim hızda da ilerleme olmadı. Hani Şairin dediği gibi; “her şeyi düzeltmeye kalkışmanın yok ettiği” haldeyim. Bir yandan İngilizceye bakayım diyorum, diğer yandan Kur’an Arapçası öğreneyim diyorum. Mevzuat ise ilk hedefti. Zayıflamak da listede. O kadar cephe açtım ki kendime. Ve farkettim sadece kendimle savaşıyorum. Ve haliyle galip de gelemiyorumSanırım ‘başla/bitir’ yöntemiyle devam etmeyliyim. Keza hiçbir şey yapamıyorum.

  Şimdi bu buhranlı zihin yapısını, Ankara’da bir bardak suyu yudumlarken metne yansıtıyor, İstanbul’a dönmeden gerçekçi bir takvime sahip olmam gerektiğini biliyorum. 

   İstanbul’a döndükten sonra, aklımda bir şeyler olmalı ve işe koyulmalıyım beklemeksizin. O yüzdendir ki fikirler ve hedefler savaşında hangi cephe ile devam edeceğime , hangilerini önce feda edeceğime karar vermeliyim. 

   Arkadaş, ne zor imiş yaşamak ! 

3 Ocak 2025 Cuma

Büyük lokma da yedim büyük laf da ettim.

 Bu sabah 07.18’de uyanıverdim -benim için afaki bir saattir- telefonun saatine baktım ve bir anda ve nedense önceleri bu saatte kalkıp -uykumu almış vaziyette- güne başlardım. Ama şehir değişikliği ile birlikte, İstanbul’un havasını solumaya, temposu içinde kaybolmaya başladığımdan beri sabahları uyanmak bir miktar zulüm etkisi yarattı bende. Bu sabah 07.18’de uyanıvermeden önce hep İstanbul’a suç atardım ama bu sabah kafam dank etti. Yine büyük konuşmadan ötürü idi her şey. 

Evvel zaman önce, üniversiteden mezun olmaya ramak kala, bir sohbet ortamında meslek hedeflemesi hakkında konuşurken bir yakınım gibi ASLA böyle kariyer çizmeyeceğimi söylemiştim. Ve ne yazıkki toyluğumdan ötürü biraz küçümseme vardı. Çünkü üniversite hayatım başarılı geçmişti. Böyle bir kariyer seçmeyecektim tabiki. Ama ne oldu? Tam anlamıyla xxx kurumunda çalışır oldum. Hem de senelerce (6 yıl) sonra istediğim mesleğe geçtim. O an büyük lokmayı yemekle birlikte büyük laf da ettiğimi anlamıştım.

Yine evvel zaman içinde, Ankara’da yaşayan biri olarak İstanbul’da yaşamanın delilik olduğunu, kalabalık ve gürültülü olduğundan ASLA burada yaşamayacağımı söylemiştim defalarca. Ama şuan nerdeyim , tam da İstanbul’dayım hem de iki buçuk yıldır. 

Bu sabah 07.18’de uyanıverdim ve cvvel zaman içinde söylediğim başkaca bir büyük laf aklıma geldi. Ya da farkındalık oluştu. Bir yakınım uykuyu çok severdi ve haftaiçi işten dönünce ve özellikle haftasonu öğlene dek yatar uyurdu. Ben de o vakitler tabi erken kalkardım. Bazen saat 7 gibi bazen 6 gibi. Ve onun uyku sever hali karşısında hayretler içinde kalır, bu saate kadar nasıl uyuyabilir bir insan diye laflar ederdim. Kendimin ASLA bu saatlere kadar uyuyamayacağını söylerdim. Ama bu memlekete geldim geleli haftaiçi yemek sonrası uyuklama -hem de oturduğum yerde- haftasonu işe saat 10’u geçecek şekilde uyanmalar halindeyim. Dediğim gibi bunları da hep İstanbul ve İstanbul’a duyduğum sevgiden (!) kaynaklandığını düşünürdüm tâ ki bu sabah 07.18’de uyanıvermeden önce.

Farkettim ki, ASLA demenin getirdiği bir lanet varmış üzerimde. Belki kibir belki kendimden -karşılığı olmayan- fazla emin olma durumundan ötürü asla demenin kolaylığını seçmiş ama ağırlığını hiç anlayamamışım, görememişim. Meslek seçiminde laf gelişi idrak ettiğimi söylesem de bu durumu , her defasında büyük laf etmeye devam etmişim.

Yılın ilk günlerinde bunu anlamam belki de iyi oldu. Ağızdan çıkan sözlerin bir sihir gibi etki yarattığını , bunun da hayatı zaman zaman tepe taklak edebileceğini, bu huydan vazgeçilmesi gerektiğini anlamam iyi oldu.

Bu yılı, çok düşünüp az konuşarak , ‘az cümle çok yazı’ diye sloganlaştırıp böyle geçirmeye niyet ediyorum. ‘Asla bir daha büyük laf etmeyeceğim’ gibi bir cümle kullanmaktan kaçınıyorum. Keza insan kaçtığına yakalanır. 

Vel hâsıl, sabah sabah bir anda gelen idrak, belki de önemli bir anlam ifade edecek hayatımda. Kendime nasihatler ede ede yazıyı sonlandırıyor, sizlere güzel bir haftasonu diliyorum. 

BURADA SON YAZIM : YENİ ADRES : https://kahvemiicerken.blogspot.com/

 35’ten Sonra | Ben Kahvemi İçerken : 👉👉👉  YENİ ADRES  👈👈👈 https://kahvemiicerken.blogspot.com/