6 Temmuz 2026 Pazartesi

KİŞİSEL BLOG YAZILARI #53: DEĞİŞİM

Sabah namazı sonrası, nedense buraya gelip yazasım geldi. Zaten epey ilgi ve merak konusunda düşme var buraya karşı. Oysaki ne kadar sakin bir atmosfer. Devamlı solumak iyi gelecektir.

İlk etapta bahar konum; değişim. Bir beyaz yakalı olarak, görev yerim ve görevim değişti. Ofiste bulunan bütün arkadaşlarla vedalaştım. Daha ağırlığı olan bir iş sahasına giriş yaptım. Benim için yine bir öğrenme süreci olacak. Belli aralıklarla kendimi sıfırlamak gibi bir şey oluyor bu. Keyif de vermiyor değil hani.

Asıl mevzu dışında değinmek gereken mevzular ise ; Ankara’da bir teyakkuzun olması mesela. Uluslararası bir zirve için, yollar düzeltiliyor, güzergahtaki evler boyanıyor, taksicilere ayar veriliyor… Yani bu duruma karşı acep nasıl bir kelime bulmak gerekiyor. Epey zorlanıyorum. Bu yollar, bir gün içinde yapılabiliyor da neden bu halk böyle şeylerle nasiplenmiyor bu zamana kadar. Sorular sorular…

Dünya Kupası izlemeleri devam ediyor. An itibariyle Portekiz elendi. Brezilya elendi. Benim final tahminim ise Fransa - Arjantin . 2026 Kupa sahibi ise Fransa olur gibi. En azından öyle tahmin ediyorum.

A Milli Kadın Voleybol takımının maç takvimi var bu aylarda. Takip edilesi maçlar. Tavsiye ederim. Önemli maçlar hem de.

🇹🇷 (VNL)

  • 8 Temmuz – 06.00 | 🇹🇷 Türkiye 🆚 🇵🇱 Polonya
  • 10 Temmuz – 07.00 | 🇹🇷 Türkiye 🆚 🇺🇸 ABD
  • 11 Temmuz – 13.20 | 🇹🇷 Türkiye 🆚 🇯🇵 Japonya
  • 12 Temmuz – 09.30 | 🇹🇷 Türkiye 🆚 🇹🇭 Tayland


2 Haziran 2026 Salı

Kişisel Blog Yazıları #52: Ahlaksızlığın Başlangıç Noktası

Beyaz yakalılar arasında maaş zamları dışında bazen felsefi konular da dönebiliyor. Bugün de öyle bir gündü. Yine ayaküstü başlayan ama akıllarda soru işaretleri bırakan sohbetlerimizden birinde, ahlakın ne zaman başladığını ve sınırsız özgürlüğün ahlaksızlık üretip üretmediğini tartıştık.

Şu var ki, ahlakın kendi başına bir tanım sorunu yaşadığı da aşikâr. “Ahlak nedir?” sorusuna verilen cevaplar kişiden kişiye değişebiliyor. Birine göre son derece meşru görünen bir davranış, bir başkası için kabul edilemez olabiliyor. Peki bu belirsizlik içinde, eyleme dönüşmeyen düşünceleri ahlak terazisine koymak mümkün mü?

Sohbet sırasında ortaya atılan görüşlerden biri, ahlaksızlığın düşüncede başladığıydı. Hatta düşüncede gerçekleşen bir aldatmanın bile ahlaksızlık sayılabileceği ifade edildi. Bir erkeğin ya da kadının, evli olsun ya da olmasın, başka birini beğenerek onu hayal dünyasına dahil etmesi bir aldatma mıdır? Bu soruya hem “evet” hem de “hayır” diyecek insanların çıkacağını tahmin etmek zor değil.

Aristoteles, insanın karakterini düşüncelerinden çok alışkanlıkları ve davranışları üzerinden değerlendirir. Buna karşılık birçok düşünür, ahlaki bozulmanın önce zihinde filizlendiğini savunur. Belki de asıl mesele, zihinden geçen her düşüncenin bizi tanımlayıp tanımlamadığıdır.

Sonuçta insan, yalnızca düşünen değil aynı zamanda eyleyen bir varlıktır. Zihin sonsuz ihtimaller üretir; arzu eder, öfkelenir, kıskanır, hayran olur. Fakat insanı tanımlayan şey çoğu zaman düşündükleri değil, yaptıklarıdır. Yine de çağımızda düşünce ile eylem arasındaki mesafe giderek kısalıyor. Belki de geleceğin ahlak tartışmaları, tam olarak bu çizginin nerede başlayıp nerede bittiğini anlamaya çalışacaktır.

25 Mayıs 2026 Pazartesi

Kişisel Blog Yazıları #51: İstanbul'da bayram çok güzelmiş.

 İstanbul'da bayram çok güzelmiş. Kalabalık değil, gürültülü değil. Yani normaline nazaran değil. Keşke her gün bayram olsa 😁

10 Mayıs 2026 Pazar

Kişisel Blog Yazıları #50: Şampiyonluk ve Anneler Günü Üzerine

Galatasaray maçını evimde, televizyon karşısında rahat rahat izlemek yerine Ankara’da, küçücük bir telefon ekranından 📱 takip etmek biraz moral bozucuydu açıkçası. İnsan böyle maçları koltuğa yayılıp yaşayarak izlemek istiyor. 🛋️ Ama şartlar bazen buna izin vermiyor. Yine de sonuç değişmedi: üst üste 4. şampiyonluk. 🏆⭐

Çocukken de şampiyonluklar gördük elbette. 🎉 Ama insan bazı şeyleri yaşarken değil, büyüyünce idrak ediyor. O dönemlerin coşkusunu hatırlıyorum ama bugünkü gibi bilinçli bir şekilde hissetmiyordum sanırım. Şimdi ise her maçın stresi 🤯, her golün anlamı, her sezonun hikâyesi daha farklı geliyor. 🗓️

Zor bir maç oldu. Yer yer gerildik, yer yer “acaba mı?” dedik 🤔 ama sonunda güzel oldu. Hatta sanırım ben biraz fazla kaptırmışım kendimi; Instagram’da 📸 tam 29 hikâye 📲 paylaşmışım. Milleti şampiyonlukla adeta doyurduk. Bir noktadan sonra insanlar “tamam kardeşim, anladık şampiyon oldunuz” moduna geçmiştir muhtemelen. 😂 Ama böyle anlarda insan taşınca taşıyor. 🥂


Bugün aynı zamanda Anneler Günü. 💕

Ama klasik bir “kutlu olsun” yazısı yazmak istemiyorum. Çünkü artık birçok özel gün gibi bunun da giderek samimiyetini kaybettiğini düşünüyorum. Anneler Günü’nün kendisinden çok, ne hediye alındığı konuşulur oldu. Çiçek, takı, kampanya, indirim reklam… Duyguların önüne sürekli bir tüketim baskısı çıkıyor.
Aslında burada saf bir kapitalizm nefreti dile getirmiyorum. Mesele bundan daha başka bir yerde. İnsanların en saf duygularının bile zamanla maddiyata çevrilmesi rahatsız ediyor beni. 😕 Sevginin ölçüsünün hediyeyle 🎁, jestin fiyat etiketiyle 🏷️ değerlendirilmesi garip geliyor. Sanki hissetmek yetmiyor da, mutlaka satın almak gerekiyormuş gibi. 🤔
Halbuki bazı duyguların maddi karşılığı olmamalı. Bir annenin emeği, sabrı, sevgisi; bir güne sıkıştırılabilecek ya da bir hediyeyle karşılanabilecek şeyler değil. 👩‍👧‍👦 Belki de bu yüzden artık birçok özel gün, hissettirmekten çok “tüketmeye teşvik eden” günlere dönüşüyor.
Ve bu gerçekten biraz üzücü. 😔

2 Mayıs 2026 Cumartesi

Kişisel Blog Yazıları #49: Not uygulaması arayışı


 Eski alışkanlıklarımı birbir bırakayım, kâğıt kalem alıp not almayım planları, yapacakları vs. diye bir arayışa girdim. Ama ne denediysem olmadı. Kimisini arayüzünü beğenmedim, kimisinin de web üzerinden giremediğimden tercih etmedim. Yine ıphone’nun kendi uygulamasına düştük. Gerçi bana kalsa yine not defteri ile takılacağım ama biraz daha pratik olmak lazım diye düşünüyorum.

KİŞİSEL BLOG YAZILARI #53: DEĞİŞİM

Sabah namazı sonrası, nedense buraya gelip yazasım geldi. Zaten epey ilgi ve merak konusunda düşme var buraya karşı. Oysaki ne kadar sakin b...