Sabah sabah yazmalar

    Telefonla bir şeylere uğraşmaya başladıkça, zamanımı katlettiğimi, düzenimin işlerliğini kaybettiğini ve zaman kaybı kadar değerli olan kendimle konuşma fırsatı bulamadığımı farkettim. Evet, kendimle konuşmuyor, eğriyi doğruyu tartma, plan program yapma gibi şeyleri düşünmüyor ve buna da zaten zaman bırakmıyor oluşumu acı olsa da farkettim.

   Telefon bağımlılığının yaşı yokmuş. Benim gibi otuzunu geçen birilerinin de - belki de en çok bu yaş grubunda vardır, araştırırız bir ara- elinde telefon eksik olmazmış. Öyle sosyal medyalarda çok paylaşım yapan biri de olmama rağmen.
Peki benim zamanımı ve kendimle konuşma fırsatını engelleyen telefonda ne yapıyorum? 

    Hiç.

   Evet evet hiç. Twitter’da gündemi takip etmeler , hesaplara bakmalar, video izlemeler ya da aynısını instagramda yapmalar. Onun dışında pek de kayda değer bir şey yok. Öyle etkin ve verimli kullanım da değil. Hali hazırda bir fayda sağladığımı da görmedim. 

   Velhasıl, bu beşinci günde, kafam daha berrak. Kendimle konuşmaya başlamış biri olarak sanki stres seviyemde bir azalma durumu var. Tabi bunun bir alışkanlık halini alması, sabahtan karar verip akşama olması gibi hızlı gelişmeyecek. Ama bir şeylerin değişimi şart. Bu değişim, benim de çanak tuttuğum, zemin hazırladığım klasik tüketim toplumu bireyine karşı bir itiraza olacak. 
Gerçi sen en son kendinle ne zaman konuştunuz? 

Yorumlar

  1. Küçüklüğümden beri bayılırım kendi kendime konuşmaya:)) Telefon bağımlılığı gereksiz şeylere bakılıyorsa fena. İş görme amaçlı ise şahane. Kendimi bu konuda oruca aldım uzak tutuyorum telefonu elimden geldiğince.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Günümüzün vebası telefon desek yeridir. Başarınızı kendimin de sağlamasını temenni ediyorum :) . İradelisiniz.

      Sil

Yorum Gönder

Popüler Yayınlar