Haftanın ilk iş gününde, ilk saatlerinde mesai arkadaşım böyle dedi; düşünmemeyi düşünüyorum. Hemen akabinde şerhimi düştüm. Bu bir paradoks değil mi¿ Nihayetinde düşünmüş olmuyor musun ¿ Hem insan düşünmekten kendini alıkoyabilir mi¿ Düşünmek, kimi filozoflar için bir varlık kaynağı değil mi¿ Buna benzer diyalog halinde olduk.
Tesadüf müdür bilemem ama son zamanlarda benim de üzerine kafa yorduğum bir şeydi bu. Düşünmekten kasıt nedir, amaç nedir, sonuç nedir¿ Bu gibi sorular kafamı kurcalıyordu. Kesinlikle düşünmek kıymetli ve her şeyin başı idi. Vardığım netice bu yargı oldu. Peki nasıl düşünürüz¿ İşte şurası geleneksel halden biraz farklı ; kendimizle konuşarak!
Şunu farkettim biz kendimizle hiç konuşmuyoruz. Şu sosyal medya batağında, her şeye kulak veriyor ama kendi sesimize, iç sesimize kulak vermiyoruz. Oysaki kendi kendimize konuşsak biraz. Belki derdimizi anlatsak kendimize, çareler de bulabiliriz, çözüm üretebiliriz. Oysaki namümkün. Bir reels izleme süremiz 3-5 saniyeyi geçmiyor, üstelik bunu yüzlerce kez yapıyoruz gün içinde. Ama kendi sesimize günde birkaç kez dikkat etsek, neler değişir neler.
Siz kendinizle en son ne zaman konuştunuz?
Düşünmemek bence eylem almak aksiyon almak ve yaşamakla bağlantılı. Kör cahil adım atmak değil tabii ki. Ancak zihin çok aktif olursa da sıkıntı.
YanıtlaSilŞu overthink noktasına tabi gitmeden düşünmenin sihrine değinmiş oldum. “Düşün, muhakeme et, uygula” sürecinde bahsettim. Bizler biraz dürtüsel aksiyon insanı olduk. Hissettiğimize göre davranıyoruz, düşüncelerimize göre değil. O da sonuç bakımından bizlere yer yer sıkıntı yaratıyor.
SilBen kendimle çok irtibatlıyım. Buna konuşmak denmez ama düşünmek denir.
YanıtlaSil