Ana içeriğe atla

Büyük lokma da yedim büyük laf da ettim.

 Bu sabah 07.18’de uyanıverdim -benim için afaki bir saattir- telefonun saatine baktım ve bir anda ve nedense önceleri bu saatte kalkıp -uykumu almış vaziyette- güne başlardım. Ama şehir değişikliği ile birlikte, İstanbul’un havasını solumaya, temposu içinde kaybolmaya başladığımdan beri sabahları uyanmak bir miktar zulüm etkisi yarattı bende. Bu sabah 07.18’de uyanıvermeden önce hep İstanbul’a suç atardım ama bu sabah kafam dank etti. Yine büyük konuşmadan ötürü idi her şey. 

Evvel zaman önce, üniversiteden mezun olmaya ramak kala, bir sohbet ortamında meslek hedeflemesi hakkında konuşurken bir yakınım gibi ASLA böyle kariyer çizmeyeceğimi söylemiştim. Ve ne yazıkki toyluğumdan ötürü biraz küçümseme vardı. Çünkü üniversite hayatım başarılı geçmişti. Böyle bir kariyer seçmeyecektim tabiki. Ama ne oldu? Tam anlamıyla xxx kurumunda çalışır oldum. Hem de senelerce (6 yıl) sonra istediğim mesleğe geçtim. O an büyük lokmayı yemekle birlikte büyük laf da ettiğimi anlamıştım.

Yine evvel zaman içinde, Ankara’da yaşayan biri olarak İstanbul’da yaşamanın delilik olduğunu, kalabalık ve gürültülü olduğundan ASLA burada yaşamayacağımı söylemiştim defalarca. Ama şuan nerdeyim , tam da İstanbul’dayım hem de iki buçuk yıldır. 

Bu sabah 07.18’de uyanıverdim ve cvvel zaman içinde söylediğim başkaca bir büyük laf aklıma geldi. Ya da farkındalık oluştu. Bir yakınım uykuyu çok severdi ve haftaiçi işten dönünce ve özellikle haftasonu öğlene dek yatar uyurdu. Ben de o vakitler tabi erken kalkardım. Bazen saat 7 gibi bazen 6 gibi. Ve onun uyku sever hali karşısında hayretler içinde kalır, bu saate kadar nasıl uyuyabilir bir insan diye laflar ederdim. Kendimin ASLA bu saatlere kadar uyuyamayacağını söylerdim. Ama bu memlekete geldim geleli haftaiçi yemek sonrası uyuklama -hem de oturduğum yerde- haftasonu işe saat 10’u geçecek şekilde uyanmalar halindeyim. Dediğim gibi bunları da hep İstanbul ve İstanbul’a duyduğum sevgiden (!) kaynaklandığını düşünürdüm tâ ki bu sabah 07.18’de uyanıvermeden önce.

Farkettim ki, ASLA demenin getirdiği bir lanet varmış üzerimde. Belki kibir belki kendimden -karşılığı olmayan- fazla emin olma durumundan ötürü asla demenin kolaylığını seçmiş ama ağırlığını hiç anlayamamışım, görememişim. Meslek seçiminde laf gelişi idrak ettiğimi söylesem de bu durumu , her defasında büyük laf etmeye devam etmişim.

Yılın ilk günlerinde bunu anlamam belki de iyi oldu. Ağızdan çıkan sözlerin bir sihir gibi etki yarattığını , bunun da hayatı zaman zaman tepe taklak edebileceğini, bu huydan vazgeçilmesi gerektiğini anlamam iyi oldu.

Bu yılı, çok düşünüp az konuşarak , ‘az cümle çok yazı’ diye sloganlaştırıp böyle geçirmeye niyet ediyorum. ‘Asla bir daha büyük laf etmeyeceğim’ gibi bir cümle kullanmaktan kaçınıyorum. Keza insan kaçtığına yakalanır. 

Vel hâsıl, sabah sabah bir anda gelen idrak, belki de önemli bir anlam ifade edecek hayatımda. Kendime nasihatler ede ede yazıyı sonlandırıyor, sizlere güzel bir haftasonu diliyorum. 

Yorumlar

  1. :) Gülümseyerek okudum yazınızı :) ASLA öğretmen olmayacağım diyen ben nasıl oldu da öğretmen oldum? Hayat, neler yapıyor, neler yaptırıyor insana :) Yalnız değilsiniz.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hayatın bug’ı bu sanırım. Aksi buluyor insanı rahatlıkla. Çare susmak desem aşırı bir düşünce. Yaşanacak , başa gelecek illa bazı şeyler :)

      Sil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

Kişisel Blog Yazıları #31: 🌤 Pazartesinin Sendromsuz Hali

     Pazartesi günü normalde, bol sendromlu 😩 servise geç kalan 🚌 uykulu bir halde olmam gerekiyordu. Ama öyle olmadı. Sabah namazından sonra uyumadım 🌅 Telefonu elime almadan biraz uzandım. Sonra kahvaltı hazırladım 🍳ve inanır mısınız, servise geç kalmadım.      Bugün için kendime kattığım şey bu oldu galiba. Evden çıkınca da yine gökyüzü dikkatimi çekti ☁️ Nedense, bu aralar gökyüzü merak konusu oldu bende.      “Telafisi olmayan ihtimallerden karanlık sonlu ihmallere, zehirli ilişkilerden küpüne zarar asabiyete kadar; neredeyse herkes neredeyse her konuda iyi ve kötünün farkında.”      Serdar Kuzuoğlu ’nun “Kendim Ettim, Kendim Buldum” adlı podcastinde söylediği bu cümle kaldı aklımda. İnsan çoğu zaman bilerek zarar veriyor kendisine…ve sonra sanki bilmezmiş gibi davranıyor. İşe başlamadan önce dinledim, iyi geldi 🎧      🌱 Peki siz hiç, kendinize farkında olmadan zarar verdiniz mi?  

🌐Bir Bayram Günü: Trafik, Soğuk Kahve ve Sıcak Gündemler

🛑 İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya , Kurban Bayramı için yola çıkacaklara trafik kurallarına uymaları konusunda uyarıda bulundu. Aşırı hız sebebiyle ortaya çıkan ölümlü kazalara dikkat çekti. 🚗⚠️ Akabinde de radar uygulamaları malumunuz sıklaştı. Bu da başka bir tartışmayı beraberinde getirdi. Ama biz Sayın Bakan'ın X hesabında paylaştığı verilere bakalım: 📊 "Arefe gününde (Perşembe) 863 trafik kazası meydana geldi. Bu kazalarda maalesef 10 vatandaşımız olay yerinde hayatını kaybetti. 1.319 vatandaşımız ise yaralandı." 📈 "Arefe gününde trafik ekiplerimizce de; bu araçlardan 23 bin 275’ine hız ve radar işlemi yapıldı. Oran %0,9" 📍Ben de bu bayram ilk kez Ankara'da olmadım . Şu yaşıma kadar bir şekilde Ankara'da bulunurdum bayramlarda, ama gel gör ki bu bayramda bulunamadım. 🤷‍♂️ Sağlık olsun diyelim. Ama şunu da itiraf edeyim: hiç bayram havasında değildi, dün de bugün de.🎈Belki de gitmediğim içindir . Bayram demek biraz da kalabalık demek san...

Hafta başlar, işler beklemez.

Görüldüğü üzere işlerin beklemediği ektedir. Pazartesiymiş, sendrommuş nafile.  Bismillah deyip koyulmak gerekiyor işlere.