2 Haziran 2026 Salı

Kişisel Blog Yazıları #52: Ahlaksızlığın Başlangıç Noktası

Beyaz yakalılar arasında maaş zamları dışında bazen felsefi konular da dönebiliyor. Bugün de öyle bir gündü. Yine ayaküstü başlayan ama akıllarda soru işaretleri bırakan sohbetlerimizden birinde, ahlakın ne zaman başladığını ve sınırsız özgürlüğün ahlaksızlık üretip üretmediğini tartıştık.

Şu var ki, ahlakın kendi başına bir tanım sorunu yaşadığı da aşikâr. “Ahlak nedir?” sorusuna verilen cevaplar kişiden kişiye değişebiliyor. Birine göre son derece meşru görünen bir davranış, bir başkası için kabul edilemez olabiliyor. Peki bu belirsizlik içinde, eyleme dönüşmeyen düşünceleri ahlak terazisine koymak mümkün mü?

Sohbet sırasında ortaya atılan görüşlerden biri, ahlaksızlığın düşüncede başladığıydı. Hatta düşüncede gerçekleşen bir aldatmanın bile ahlaksızlık sayılabileceği ifade edildi. Bir erkeğin ya da kadının, evli olsun ya da olmasın, başka birini beğenerek onu hayal dünyasına dahil etmesi bir aldatma mıdır? Bu soruya hem “evet” hem de “hayır” diyecek insanların çıkacağını tahmin etmek zor değil.

Aristoteles, insanın karakterini düşüncelerinden çok alışkanlıkları ve davranışları üzerinden değerlendirir. Buna karşılık birçok düşünür, ahlaki bozulmanın önce zihinde filizlendiğini savunur. Belki de asıl mesele, zihinden geçen her düşüncenin bizi tanımlayıp tanımlamadığıdır.

Sonuçta insan, yalnızca düşünen değil aynı zamanda eyleyen bir varlıktır. Zihin sonsuz ihtimaller üretir; arzu eder, öfkelenir, kıskanır, hayran olur. Fakat insanı tanımlayan şey çoğu zaman düşündükleri değil, yaptıklarıdır. Yine de çağımızda düşünce ile eylem arasındaki mesafe giderek kısalıyor. Belki de geleceğin ahlak tartışmaları, tam olarak bu çizginin nerede başlayıp nerede bittiğini anlamaya çalışacaktır.

25 Mayıs 2026 Pazartesi

Kişisel Blog Yazıları #51: İstanbul'da bayram çok güzelmiş.

 İstanbul'da bayram çok güzelmiş. Kalabalık değil, gürültülü değil. Yani normaline nazaran değil. Keşke her gün bayram olsa 😁

10 Mayıs 2026 Pazar

Kişisel Blog Yazıları #50: Şampiyonluk ve Anneler Günü Üzerine

Galatasaray maçını evimde, televizyon karşısında rahat rahat izlemek yerine Ankara’da, küçücük bir telefon ekranından 📱 takip etmek biraz moral bozucuydu açıkçası. İnsan böyle maçları koltuğa yayılıp yaşayarak izlemek istiyor. 🛋️ Ama şartlar bazen buna izin vermiyor. Yine de sonuç değişmedi: üst üste 4. şampiyonluk. 🏆⭐

Çocukken de şampiyonluklar gördük elbette. 🎉 Ama insan bazı şeyleri yaşarken değil, büyüyünce idrak ediyor. O dönemlerin coşkusunu hatırlıyorum ama bugünkü gibi bilinçli bir şekilde hissetmiyordum sanırım. Şimdi ise her maçın stresi 🤯, her golün anlamı, her sezonun hikâyesi daha farklı geliyor. 🗓️

Zor bir maç oldu. Yer yer gerildik, yer yer “acaba mı?” dedik 🤔 ama sonunda güzel oldu. Hatta sanırım ben biraz fazla kaptırmışım kendimi; Instagram’da 📸 tam 29 hikâye 📲 paylaşmışım. Milleti şampiyonlukla adeta doyurduk. Bir noktadan sonra insanlar “tamam kardeşim, anladık şampiyon oldunuz” moduna geçmiştir muhtemelen. 😂 Ama böyle anlarda insan taşınca taşıyor. 🥂


Bugün aynı zamanda Anneler Günü. 💕

Ama klasik bir “kutlu olsun” yazısı yazmak istemiyorum. Çünkü artık birçok özel gün gibi bunun da giderek samimiyetini kaybettiğini düşünüyorum. Anneler Günü’nün kendisinden çok, ne hediye alındığı konuşulur oldu. Çiçek, takı, kampanya, indirim reklam… Duyguların önüne sürekli bir tüketim baskısı çıkıyor.
Aslında burada saf bir kapitalizm nefreti dile getirmiyorum. Mesele bundan daha başka bir yerde. İnsanların en saf duygularının bile zamanla maddiyata çevrilmesi rahatsız ediyor beni. 😕 Sevginin ölçüsünün hediyeyle 🎁, jestin fiyat etiketiyle 🏷️ değerlendirilmesi garip geliyor. Sanki hissetmek yetmiyor da, mutlaka satın almak gerekiyormuş gibi. 🤔
Halbuki bazı duyguların maddi karşılığı olmamalı. Bir annenin emeği, sabrı, sevgisi; bir güne sıkıştırılabilecek ya da bir hediyeyle karşılanabilecek şeyler değil. 👩‍👧‍👦 Belki de bu yüzden artık birçok özel gün, hissettirmekten çok “tüketmeye teşvik eden” günlere dönüşüyor.
Ve bu gerçekten biraz üzücü. 😔

2 Mayıs 2026 Cumartesi

Kişisel Blog Yazıları #49: Not uygulaması arayışı


 Eski alışkanlıklarımı birbir bırakayım, kâğıt kalem alıp not almayım planları, yapacakları vs. diye bir arayışa girdim. Ama ne denediysem olmadı. Kimisini arayüzünü beğenmedim, kimisinin de web üzerinden giremediğimden tercih etmedim. Yine ıphone’nun kendi uygulamasına düştük. Gerçi bana kalsa yine not defteri ile takılacağım ama biraz daha pratik olmak lazım diye düşünüyorum.

1 Mayıs 2026 Cuma

Kişisel Blog Yazıları #48: 1 Mayıs , Yapay Zeka Destekli Yeni Tema, Mustafa Sandal


 Yapay zekâyı bugüne kadar hep soru-cevap şeklinde kullandım. Ama sunduğu imkânlardan bu şekilde faydalanmak gerçekten ayrı bir keyifmiş. Nasıl akıl ettim bilmiyorum ama iyi ki etmişim. Genelde Gemini kullandım, ara ara ChatGPT’den de faydalandım. Sizlere de tavsiye ederim. 🤖✨

Şu an BabaLayka (Oğuzhan Uğur) – Saygı1 formatının yeni bölümünü dinlemeye başladım. Bu bölümde sanatçımız Mustafa Sandal. Gerçekten çok güzel bir konsept. Yıllar sonra, 20–30 yıl geçtiğinde, bu serinin çok daha kıymetli olacağını düşünüyorum. 🎧🎶

Bugün 1 Mayıs… İşçi ve emekçinin bayramı. Ancak ne yazık ki ülkemizde birçok kişi için bayram havasında geçmiyor. İşçiler, memurlar, emekliler ve aslında hepimiz için ayrı bir gerçeklik söz konusu. Bu da meselenin başka bir boyutu. ⚖️

Bir yandan da Galatasaray’ımızın derbi galibiyetini anmadan geçmeyelim. Çok net bir skor, çok net bir oyun… Fenerbahçe karşısında 3-0’lık galibiyet ve üstün performans. Muhteşemdi. 🟡🔴⚽🔥


25 Nisan 2026 Cumartesi

Kişisel Blog Yazıları #47: Haftasonu trafiği

    Haftaiçi ofiste çalışıyor, akşamına enerji ve zaman kalmadığı için, evde takılmaca ve maksimum netflix / disneyplus vs. dizi film izlemek dışında bir şey kalmıyor düşüncesiyle bugün biraz dışarı çıkayım dedim ama yol o kadar yordu ki. Toplu taşımayı kullanmadım ve buna rağmen. Konforlu bir şehir olmadığını hemen hemen her gün dile getiriyorum. Gezilse de güzellikleri akılda bünyede kalmıyor ki.

    Yarın maç var. Büyük derbi. Galatasaray kazanıp şampiyonluğunu ilan etmeli artık. Aslında anlamsız puan kayıpları olmasa zaten çoktan etmişti ilan ama gel gör ki nasip (!) olmadı.

    From dizisinden bahsediyorlar bu aralar. Sanrıım TOD platformda var. Bu haftasonu izlmeye başlarız gibi.

Kişisel Blog Yazıları #46: Gündeme dair iki kelam

    Gündeme dair iki kelam etmek istiyorum üzerinden geçse de , sıcağı sıcağına yazmasam da. Parçası olduğum toplumun gittiği yola tanık olmak, bu yolda istemesem de benim de bulunmam - ben gibi bizlerin bulunması- can sıkıcı üstelik burada hayatıyla ödeyen masum insanların olması, acı çeken aileleri... Bunu sade bir vatandaş olarak değerlendirmek yüzeysel kalacak biliyorum. Ciddi devlet politikası, sosyolog, psikolog ve eğitimcilerin bir araya gelip bir çalıştayla bu toplumsal dönüşüme mani olmaları gerekiyor. Bizlerin feryadı sadece birer sosyal medya paylaşımından öteye gidemiyor. Ama ciddi bir niyetle el atılması gerekiyor. 

    Sade vatandaşın haklarının korunması gerekiyor artık. Kurallara uyan, trafikte araba sıkıştırmayan, vergisini ödeyen, komşusuna saygılı olan insanların, bu insanların eşlerinin çocuklarının haklarını artık korunması gerekiyor sistem tarafından.........

KİŞİSEL BLOG YAZILARI #53: DEĞİŞİM

Sabah namazı sonrası, nedense buraya gelip yazasım geldi. Zaten epey ilgi ve merak konusunda düşme var buraya karşı. Oysaki ne kadar sakin b...